qroniqa
qroniqa
February 15, 2025 at 02:50 PM
Hollanda’da bir televizyon programında, ülkemizdeki imar affının yol açtığı ölümler ve bu politikanın ardındaki zihniyetle dalga geçiliyor. Sunucunun, Türkiye’deki kaçak yapılaşma ve denetimsizliğin immar affıyla taçlandırıldığını eleştirirken kullandığı örnek, yaşadığımız felakatlerin ne denli derin bir ahlaki ve siyasi yozlaşmanın eseri olduğunu gözler önüne seriyor. Yaşadığımız akıldışılılığı, gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlar için anlaşılması güç bir yozlaşmayı, kendi toplumundaki izleyicelere aktarmakta zorlanan sunucu, yozlaşmanın kültürel sistematik boyutunu izah edebilmek için şöyle örnek veriyor: “Düşünün frenleri bozuk bir arabanız var trafikte kaçak dolaşıyorsunuz. ve başbakanımız bir genelge yayınlıyor: 100 euro gönderin trafikte yasal bir şekilde dolaşın, bu kıyağımı ve oyunuzu da bana vermeyi unutmayın” Tarih boyunca, devletlerin yapılaşma ve şehirleşme politikaları, medeniyetlerin gelişmişlik düzeyini gösteren önemli bir kriter olmuştur. Sağlam temeller üzerine inşa edilen yapılar, yalnızca fiziki değil, toplumsal bir güvenin de simgesiydi. Ancak ülkemizde yaşadığımız felaketler, bu ahlaki mirası hiçe sayan bir anlayışın ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Liyakatsız bürokrasinin idaresinde denetimsizlik sonucu yıkılan binalar, çıkan yangınlar, yaşanan tüm felaketler ve yaşanan ölümler karşısında, “mukadderat” diyerek sorumluluktan kaçan bir zihniyetin, akılla, vicdanla bağdaşmayacak, ancak utanç verici sonuçlar doğuracak politikalarını yaşıyoruz. İslam’ın özünde, insanın sorumluluk bilinciyle hareket etmesi ve aklını kullanması esastır. Kur’an-ı Kerim’de, “Allah bir topluma verdiği nimeti, o toplum kendisini değiştirmedikçe değiştirmez” (Rad Suresi, 11) ayeti, insanın kendi kaderini şekillendirmedeki rolüne işaret eder. Bu ayet, toplumsal yozlaşmanın ve ihmalkarlığın sonuçlarından kaçınmak için sorumluluk almanın önemini vurgular. İslam alimleri de kader kavramını asla “atalet” veya “sorumluluktan kaçma” olarak yorumlamamıştır. İmam Gazali, “kader, insanın çaba göstermesine engel değil, aksine çaba göstermesinin bir parçasıdır” der. Yani, bir binanın depreme dayanıklı olması için gerekli tedbirler alınmazsa ve bu ihmalkarlık sonucu can kaybı yaşanırsa, bu durum “kader” değil, “ihmal” olarak adlandırılır. Dolayısıyla, liyakatsiz, sorumsuz idarecilerin imar affı gibi politikalarının yol açtığı ölümler, “kader” değil, insan eliyle gerçekleşen bir katliamdır. Yıkılan binaların temelleri ahlaki temellerimizdir. Yaşamak zorunda kaldığımız tüm trajediler akılla, vicdanla örülü aydınlanma ruhundan uzak, çıkar ilişkilerine dayalı bir karanlığın eseridir. Bolu yangınında da olduğu gibi benzer felaketleri tekrar yaşamaktan kurtulmak için, bu yozlaşmış zihniyetten kurtulup, aklın ve sorumluluğun rehberliğinde yeni bir yapılanma sürecine girmemiz gerekiyor. Yapılarımızı sağlamlaştıracak olan, onları inşa eden zihniyetin sağlamlığıdır. Bu tür trajedileri tekrar tekrar yaşamaktan kurtulmak için her şeyden önce sağlam bir zihniyet inşa etmeliyiz. Hasan Talu
❤️ 👍 👏 7

Comments