qroniqa
February 26, 2025 at 02:13 AM
Kurt sürüye sızdı.
Horoz kurdu görüp öttü.
Köpek sese uyanıp havladı.
Çoban dikkat kesildi.
Halk kalktı, kurt kaçtı, sürü kurtuldu.
Halk ise bu durumu, horozu keserek kutladı.
Horozdan bir parçayı çoban ve köpeği de afiyetle yedi.
Bir kurdun sürüye sızmasıyla başlayan bu kadim hikaye, insanlık tarihinin en acımasız paradoksunu özetler: Uyandıranın cezalandırılması. Horozun ötüşü, köpeğin havlaması, çobanın uyanışı ve nihayetinde halkın "kurtuluşu" kutlamak adına horozu kurban etmesi… Bu zincir, yalnızca bir hayvan hikayesi değil, bilinçlenme ile cehaletin çarpıştığı bir insanlık dramıdır. Uyandıranı cezalandırmanın sembolizmidir.
Horoz, antik mitolojiden modern edebiyata, şafağın ve yeniden doğuşun sembolüdür. Aydınlığı müjdeleyen sesi, karanlığın dağılacağına dair bir vaattir. Ancak “vakitsiz öten horozu keserler” kültüründe bu vaat, trajik bir ironiye dönüşür: Uyandıran, kendi sonunu hazırlar. Çünkü uyanmanın, cehaletten kurtulmanın, adil olmanın hiçbir zaman vakti değildir, faydayı ve kutsalı tahrif etmiş toplumlarda…
Köpeğin havlaması, çobanın dikkat kesilmesi ve halkın uyanıp kurdun kaçması ise kolektif bir bilinçlenme sürecini temsil eder. Ancak cehaletin zirve yaptığı, eğitimsizliğin her alanı kuşattığı, liyakatin itibar görmediği, adaletin yok olduğu, onurun ve tüm ilkelerin çaresizlik siyasetinde ayaklar altına alındığı toplumlarda bu bilinçlenmenin ardından gelen yegane şey, her daim ironik bir şekilde horozun kurban edilmesidir.
İşte böylesi bir toplum, horozu keserek aslında kendi kurtuluşunu sağlayan bilinçlenme sürecini yok eder. Bu, tarih boyunca tekrar eden bir paradokstur: Cahil insanlar, kendilerini uyandıran, bilinçlendiren ve özgürleştiren figürleri cezalandırır, hatta yok eder.
Tarih, bilinçlenmenin bedelini ağır ödeyen sayısız örnekle doludur. Sokrates, Atina’nın "altın çocuğu"yken, Atina’nın gençlerini “uyandırdığı” ve onları sorgulamaya teşvik ettiği için ölüme mahkum edilmiştir. Onun suçu, "sorgulayan bilinç" yaratmaktı. Onun öğretileri, toplumun yerleşik inançlarını sorguladığı için tehlikeli bulunmuş ve zehir içerek ölmeyi kabul etmiştir. Sokrates’in ölümü, bilinçlenmenin bedelini ödeyen ve bu hikayenin hakikatine güçlü bir referans figür olarak tarihe geçmiştir.
İnsanlık tarihi, bu tür infazlarla dolu: Benzer şekilde fikirleri, o dönemdeki yerleşik düşünce yapısını tehdit ettiği için cezalandırılan bir çok isim canıyla bedel ödeyerek bugün dünyanın sıradan bir bilgiymiş gibi donandığı bilinçlenmeyi sağlamışlardır. Bruno, evrenin sonsuzluğu ve Dünya’nın evrenin merkezinde olmadığı fikrini savunduğu için kilise tarafından sapkın ilan edildi ve 1600 yılında Roma’da yakıldı. Malcolm X, Amerika’daki ırkçılık ve eşitsizlik sorunlarına dikkat çekerek toplumu bilinçlendirmeye çalışmış, ancak bu uyanış süreci onun da hayatına mal olmuştur. Onun da ırkçılığa karşı yükselen sesi, suikastle kesildi.
Oysa onlar, tıpkı horoz gibi, karanlığı dağıtmak için ötüyordu. Bu hikayedeki horoz gibi kurdu haber veriyor, halkı uyarıyordu.
Bilinçlenme, her zaman iktidar yapılarını tehdit ettiği için, bu yapılar tarafından cezalandırılmıştır. George Orwell’in “1984” romanındaki Winston Smith, totaliter rejimin baskıcı yapısını sorguladığı için cezalandırılır. Onun bilinçlenme süreci, işkence ve beyin yıkama ile sonuçlanır. Orwell, Smith’in bilinçlenme çabasını, "Özgürlük, iki artı ikinin dört ettiğini söyleme özgürlüğüdür," diyerek anlatır. Smith’in işkenceyle "yeniden eğitilmesi", iktidarın hakikati çarpıtma mekanizmasını resmeder. Tıpkı halkın horozu keserek gerçeği unutturması gibi…
Nasıl olur da bir toplum, ne denli cahil ve eğitimsiz olursa olsun, cehaletten kurtuluşun mimarının kesilip yenilmesine müsade eder? Hegel’in diyalektik yöntemi, bilinçlenme sürecini anlamak için önemli bir araç sunar. iktidar bilinçlenmeye tahammülsüzdür. Çünkü uyanış, statükoyu tehdit eden bir dinamiktir.
Hegel’e göre tarih, tez ve antitez çatışmasıyla ilerler. Horozun ötüşü, tezin (karanlık/bilinçsizlik) sarsılmasıdır. Köpek ve çoban, antitezin (uyanış) temsilcisi. Ancak senteze varamadan, horozun kurban edilmesiyle süreç çürür. Bu, "diyalektik çürüme" olarak adlandırılabilecek bir kısır döngü. Neden? Çünkü cehalet, iktidarın en rahat hüküm sürdüğü zemindir. Eğitimsizlik, liyakatsizlik ve adaletsizlik, bir toplumu yönetmek isteyenler için kontrol aracıdır.
Cehalet, iktidarın afyonudur. Uyandıranlar, bu afyonun etkisini azaltır. Bu yüzden Sokrates baldıranı, Bruno ateşi, Malcolm X kurşunu hak etti!
Günümüzde horozlar, farklı formlarda ortaya çıkıyor. Sosyal medyada hakikati haykıranlar, iktidarın "dezenformasyon" suçlamalarıyla susturuluyor. Ancak bu kez infazlar daha sofistike: İtibar suikastı, dijital linç, yasal kılıflı sansür… Uyandıranlar, horoz gibi sessizce "menüden" çıkarılıyor.
Hikayenin orijinalinde halk, horozu keserek kazanıldığını sandığı zaferi kutluyor. Tıpkı FETÖ tehditi karşısında bu toplumu uyarmaya kalkan aydın insalara yapılanları bir zafer olarak kutladığımız günlerde olanlar gibi. Oysa gerçek zafer, horozun bir sonraki kurt için yeniden ötmesinde yatar. Tarih, uyandıranları öldüren toplumların çöküşünü yazar. Roma, engizisyon Avrupası, diyar diyar haremin, kol kol paşaların, sınıf sınıf medreselerin kıskacında sarayın Osmanlısı, totaliter rejimler… Hepsi, hakikati susturdukları için yıkıldı.
Kurtuluş, uyandıranın sesini susturmakta değil, onu bir koro haline getirmekte yatar.
Hasan Talu
💯
👍
⭐
6