● İLİM MİHRÂBI
February 10, 2025 at 06:46 AM
*Şemr kabilesinin reisi Süfûk b. Fâris anlatır:*
“Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî [kuddise sırruhû] hazretleri, halifeleri ve müridleri ile bir kervana katılmış, Bağdat’tan Şam’a doğru yola çıkmıştı. Şam’a yaklaştıklarında ben ve kabilem, kafileyi soymak için oraya geldik. Nihayet kafile göründü, işimizi yapmak üzere harekete geçtik.
Kafileye yaklaştığımız esnada atı üzerinde beyaz elbiseli bir adam ortaya çıktı, bir anda bizimle kafile arasında perde oldu. O kişi gözümüze o kadar büyük görünüyordu ki, sahrada ondan başkasını göremiyorduk.
Bu halden dolayı büyük bir korkuya kapılıp titremeye başladık. Elimizden mızraklarımız düşmüştü. Bazılarımız hadisenin dehşetiyle atından düşmüş, bazılarımız da “Bizi affedin, aman diliyoruz!” diye ağlamaya başlamıştı.
Bu halden sonra kafile bize tekrar göründü. Anladık ki bu kafile içinde Allah dostlarından biri var. Kafileye gelip Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî [kuddise sırruhû] hazretlerini görünce hemen ayaklarına kapanıp af diledik.
Hazret, davetimizi kabul ederek konakladığımız yere geldi. Onun gelişinin şerefine develer kestik. Fakat kendisi bunlardan hiçbir şey yemeyip hepsini fakirlere dağıttırdı. Hazret, bundan sonra kalkıp Şam’a gitti.”
Hadiseyi rivayet eden İbrahim Fasih Haydarî (rahmetullahi aleyh) Süfûk isimli bu zatın Bağdat’a her geldiğinde çevresindekilere bu hadiseyi anlattığını ifade eder ve şöyle devam eder:
*Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî [kuddise sırruhû] hazretlerinin halifesi, amcam Seyyid Ubeydullah Haydarî (k.s) bu hadiseyle ilgili şunları anlatmıştı:*
“Kafileyi soymak üzere harekete geçen eşkiyaları gördüğümüzde kafiledekiler korkmuşlar, çok sıkıntıya düşmüşler ve efendimiz Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî [kuddise sırruhû] hazretlerinden yardım istemişlerdi. Bunun üzerine Hazret atına bindi ve tek başına bir arslan gibi kafilenin önüne geçti. Yerden bir avuç toprak alıp ona okudu ve soygunculara doğru savurdu. Bundan sonra eşkiyalar bir anda gözden kayboldu, hiç kimseyi göremez olduk. Bir müddet sonra kafileyi basanlar ortaya çıktılar ve itaatkâr bir hal ile gelip Mevlânâ Hâlid'in [kuddise sırruhû] ayaklarına kapandılar.”