Dr. Mehmet Sürmeli
Dr. Mehmet Sürmeli
February 23, 2025 at 06:15 AM
MÜSLÜMAN OLMANIN GEREĞİ İman fedakârlık ister. Kur’an ve Sünnet imanda fedakârlık yapmaya atıflarda bulunan tavsiyelerle doludur. Bu nedenle Yüce Allah, malla ve canla yapılan atıflara sık sık değinmiştir. Zira mal ve can Allah’ın lütfudur gerektiğinde onu verenin yolunda feda edilmelidir. Hayatın amacı Allah’ın rızasını kazanmak olunca her şeye izafi bakmak mümkündür. Zaten Kur’an Müslümanları dünyaya bakış, rızkın mahiyeti, mal ve çocukların imtihan vesilesi ve hayatın geçici oluşu hususlarında sağlam bir eğitimden geçirmiştir. Bu nasları iyi anlayan bir Müslümanın dünyalık bir takıntısı kalmaz. Müslümanın hayatı ancak Allah Teâlâ ile anlam kazanır. Her şey O’nundur ve her şey O’nun içindir. Tüm ömrünü, malını, mülkünü Allah yolunda feda eden Hz. Peygamber, her konuda olduğu gibi bu konuda da ümmetine örnek olmuştur. O, doğduğu toprakları, yaşadığı çevreyi, akrabalarını, evini barkını, malını mülkünü, ktsal mabet Kâbe’yi hep bu fedakârlık duygusuyla terk ederek hicret etmiştir. Aynı fedakârlıkları nebevi eğitimden geçen sahabe de yapmıştır. Bu din bugünlere bu seçkin ve adanmış Müslümanların sayesinde gelmiştir. Şayet insanlar dünyalık yığmayı ve maddi değerleri ilahi isteklerin önüne geçirecek olurlarsa başlarına gelecek musibetlere hazır olmaları gerekir ki şu ayet buna delalet etmektedir: “قُلْ إِن كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ” “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz oymak ya da boy, kazanıp (biriktirdiğiniz) mallar, zarara uğramasından kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız konutlar size Allah’tan ve O’nun Elçisinden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha gönül bağlayıcı ve sevimli geliyorsa, bekleyin o zaman Allah’ın takdir ettiği bela gelinceye kadar; (bilin ki) Allah, günaha gömülüp gitmiş bir topluluğa asla hidayet etmez.”[1] Müslümanlar tarih içerisinde asli görevlerinden uzaklaştıklarında zaman zaman uyarılmışlardır. Bundaki temel etkenlerden biri de dünyayı ve dünyalıkları doğru anlayamamaktan kaynaklanan sapmalardır. Allah Teâlâ, şu ayette dünyayı bize en güzel biçimde tanımlamıştır: “ وَاضْرِبْ لَهُم مَّثَلَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا كَمَاء أَنزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَاء فَاخْتَلَطَ بِهِ نَبَاتُ الْأَرْضِ فَأَصْبَح هَشِيمًا تَذْرُوهُ الرِّيَاحُ وَكَانَ اللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ مُّقْتَدِرًا” “Onlara dünya hayatının, tıpkı şöyle olduğunu anlat: Gökten bir su indirdik. Yerin bitkisi onunla karıştı ve (sonunda bitkiler), rüzgârların savurduğu çöp kırıntıları haline geliverdi. (İşte hayat böyle bir mevsim kadar kısadır. Hayatı yeşerten, kurutan, tekrar yeşertecek olan hep Allah’tır.) Allah her şeye kadirdir.”[2] Ayet dünyanın kısa ve sonlu oluşuna işaret ederken, asıl rağbet edilmesi gereken şeyleri de şöyle sıralıyor: “الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا” “Mallar ve oğullar dünya hayatının süsleridir. Kalıcı olan güzel işler ise Rabbinin katında sevapça daha hayırlıdır, umutça da daha hayırlıdır.”[3] Ayete göre kalıcı olan şeyler; Allah’a (c.c.) olan ibadetler, namaz, “Allah’ı eksik anlayıştan tenzih” ve “O’nun her şeye kadir” olduğunun[4] ikrarına dayanan bir anlayışla kendimiz için, insanlar için değerler üretmektir. Eğer insan bir değer üretemiyorsa, ayette buyurulduğu gibi kendisi de “çer-çöp” durumuna düşmüş olur. İnsanlık için değer üretmede bir yarışa girebilmek için, dünyanın kısa olduğunun bilincini Müslüman insanın sürekli yüreğinde hissetmesi gerekir. Çünkü “Ahiretin yanında dünya hayatı, bir geçimlikten ibarettir.”[5] İşi acele olan bir yolcunun belirli ihtiyaçlarını karşıladığı[6] bir uğrak yeri mantığı ile dünyaya yaklaşmak; onu hem kısa sürede verimli hale getirmek, hem de ona tapmama bilincinin doğmasına vesile olur. Aksi halde, insan “Dünya hayatına razı olur, ikinci bir hayatı reddederse”[7] ebedileştirdiği bu dünyada mutlu olmak için birçok kötülüğü yapmaktan çekinmez. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Altın, gümüş, saçaklı kadife, siyah zencefli kumaşın kulu olan kişiler kahrolsun. Böyle birisine verilirse razı olur, verilmezse razı olmaz.”[8] Hadisiyle dünyalık biriktirmeyi amaç hâline getirip sonra da fedakârlık yapamayacak şahısları uyarmıştır. Zira altın ve gümüşe kul olanlar hiçbir zaman Allah’a kul olamazlar. Nitekim malda ve canda cömertlik yapmayıp korkak davranmayı hedef edinen anlayışı da şu olayda olduğu gibi şiddetle kınamıştır: “İbni Hasasiyye (r.), Hz. Peygambere gelip İslâm’ın emirlerinin zorluğu ve kolaylığı üzerinde yorum yapmış, sonra da “zekâtsız ve cihadsız bir din” tasavvurundan bahsetmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, bu zatı omuzundan tutup şiddetle sarsmış ve “Allah yolunda sadaka yok, infak yok, cihad yok, o zaman sen ne ile cennete gireceksin?”[9] Buyurmuştur. Peygamber Efendimizin bu uyarısı o şahsın üzerinden dinleri için fedakârlık yapamayan herkesedir. Dinimiz, her şeyini Allah için yoksullara verip sonra da “”Ailene ne bıraktın?” denildiğinde, “Allah ve Resulünü bıraktım” diyebilen Hz. Ebubekir gibi Müslümanlarla geleceğe hâkim olacaktır. [1] Tevbe 9/24 [2] Kehf, 18/45. [3] Kehf, 18/46. [4] İbn-i Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, c. III, s. 84. [5] R’ad, 13/26. [6] Zemahşeri, Keşşaf, c. II, s. 507. [7] Yunus, 10/7. [8] Buhari, Cihad, c. VI, s. 80. [9] Hakim, Müstedrek, had no: 2421, c. II, s 89-90 MEHMET SÜRMELİ
❤️ 5

Comments